İngiltere merkezli sivil toplum örgütü Human Rights Solidarity (HRS), 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde gerçekleştirdiği eylemle, tutuklu gazetecilere özgürlük çağrısında bulundu. The Guardian gazetesinin Londra’daki merkez binası önünde kurulan 5 metre uzunluğundaki “Adalet Duvarı”na dünya genelinde halen cezaevinde bulunan yaklaşık 400 gazeteci için özgürlük mesajları yazıldı.
Adalet Duvarı eylemi, Uluslararası Barolar Birliği İnsan Hakları Enstitüsü (IBAHRI), İsveç merkezli Edelstam Vakfı, Kanada merkezli Raoul Wallenberg İnsan Hakları Merkezi (RWCHR) ve araştırma kuruluşu Eritrea Focus tarafından da desteklendi.
”Çok değerli bir organizasyon”
The Guardian yazar ve editörlerinden Simon Hattenstone, böyle bir eylemin çalıştığı gazetenin önünde yapılmasını “harika bir şey” olarak nitelendirdi. Hattenstone, “Bu çok değerli bir organizasyon. Basın özgürlüğünü savunmak ve tutuklanan ya da öldürülen gazeteciler için ses çıkarmak son derece önemli. Çünkü özgür bir basın olmadan, özgür bir dünya da mümkün değildir” dedi.
İngiltere’de gazetecilik yapmanın görece daha kolay olduğunu belirten Hattenstone, “Burada genel olarak istediğimizi yazabiliyoruz. Ancak Türkiye, Eritre ve birçok başka ülkede bu çok daha zor. Bugün burada temsil edilen ülkelerde yaşanan korkunç olayları anlatmak için gösterdiğiniz çabaya büyük saygı duyuyorum,” ifadelerini kullandı.
”Bu sesler küresel hakikat mücadelesini temsil ediyor”
HRS adına basın açıklaması yapan avukat Burak Batuhan, basın özgürlüğünün bugün benzeri görülmemiş bir tehdit altında olduğunu söyledi. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) verilerine göre dünya genelinde 361 gazetecinin hâlen cezaevinde olduğunu vurgulayan Batuhan, “Bu eylemi, yolsuzlukları, insan hakları ihlallerini ve küresel krizleri ifşa etmek için her şeyini riske atan gazetecileri onurlandırmak için yapıyoruz. Dawit Isaak, Ali Ünal gibi isimlerin posterlerini sergileyerek, onların sesini 5 metrelik Adalet Duvarı’yla dünyaya duyurmak istiyoruz. Bu sesler küresel hakikat mücadelesini temsil ediyor. Cesaretleri asla unutulmamalı,” dedi.
Sosyal medya platformlarında algoritma baskılarının arttığını belirten Batuhan, basın özgürlüğünün yalnızca bir hak değil, aynı zamanda demokrasinin can damarı olduğunu kaydetti. Batuhan açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Hükümetler, gazetecilerin güvenliğini sağlayacak yasalar ve politikalar yürürlüğe koymalı. Teknoloji şirketleri, dezenformasyon yerine güvenilir haberciliği öne çıkaracak algoritmalar geliştirmeli. Dünya genelindeki haber kuruluşlarına, sivil topluma, siyasetçilere ve bireylere sesleniyoruz: Bize katılın. Sansüre ve zulme karşı sesinizi yükseltin. Tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması için savunuculuk yapın.”